,

Dünya sağlık örgütünün yayınladığı rapora göre Coronavirus ve gebeliğe dair en güncel bilgi şu şekilde,

▶Gebelikte solunum yolu enfeksiyonları gebeliğin fizyolojisi gereği (artan solunum ve dolaşım sistemi yükü) daha şiddetli ve ilerleyici seyreder. Coronavirus tespit edilen gebelerde ise durum böyle olmadı.

▶Şu ana kadar tüm dünyada Coronavirus teşhisi konan 147 gebenin sadece 8 inde hastalık şiddetli seyretti ve bir gebede durum kritik.

▶Henüz vaka sayısı az olduğu için Coronavirus teşhisi konan gebelerin bebeklerinin nasıl etkileneceği bilinmese de şu ana kadar doğan  bebeklerin hiçbirinde virus saptanmadı.

▶Bu yenidoğanların boğaz, göbek kordonunda virus olmadığı  gibi, amniyotik sıvıda (bebeğin anne karnında içinde bulunduğu sıvı) ve anne sütünde de rastlanmadı.

▶Yani vertical (anneden bebeğe geçiş) şu an için saptanmadı.  Yalnız bu sonuç sadece gebeliğin geç haftalarında Coronavirus tespit edilen  gebeleri kapsıyor ve vaka sayısı bir sonuç çıkarmak için yeterli değil.

Asıl merak edilen gebeliğin erken aylarında Coronavirus tespit edilen annelerden doğan bebeklerin etkilenip etkilenmeyeceğini gebelik ilerlediğinde ve bu bebekler doğduğunda görebileceğiz.

▶İlk aşı çalışmaları başlamış olsa da henüz deneme aşamasında olacağından gebelere uygulanabilirliği biraz daha zaman gerektirecek.

▶Gebelerin Coronavirus den korunması için yapması gerekenler mi?

✅Herkesle aynı…

▶Coronavirus tespit edilen yeni doğanlar incelendiğinde de doğum sonrası anneyle temasla virüsün bulaştığı saptanınca (anneye de bu şekilde tanı konuldu) şimdilik yaklaşım, virus tespit edilen gebelerin doğum sonrası virus temizleninceye kadar bebekle ayrı tutulup izole edilmesi şeklinde.

✅Bu arada Coronavirus yokken de el yıkama kış aylarında enfeksiyonlardan korunmanın en önemli yolu ve yapılması gerekendi.

✅Ve şunu da unutmamak lazım ki tüm virusler dikkate  alındığında dünya genelinde mevsimsel gribe bağlı ölümlerin Corona virus’den çok  daha fazla olduğunu da unutmayalım, sağlıcakla…

GENİTAL DOLGU G NOKTASI, O-SHOT, İNTROİTAL VAJİNA GİRİŞ DOLGUSU

Kadın hastalıkları alanında birçok yeni uygulama var, dolgu uygulamaları, mesela. Dolgu aslında çok duyduk, ancak Jinekoloji alanında kullanımı yeni diye düşünüyorum. Merak ediyorum, nedir, ne işe yarar?

Dolgu estetik uygulamalarda yüz ve vücutta uzun süre kullanılıyor, farklı miktarda ve farklı alanlarda. Jinekolojide uygulamalar da var.

Belirli alanın hacmini arttırmak, dolgunlaştırılmak amacı ile yapılıyor ve farklı sorunları çözebiliyor.

Estetik uygulamalar burada fonksiyon, yani işlevsellik düzeltme uygulamaları ile iç içe. Aslında Kozmetik ve Estetik Jinekoloji’de tüm uygulamar böyle, sadece estetik değil, fonksiyonu da düzeltiyor veya iyileştiriyor.

Örnek olarak, neler var? Herkesin artık duyduğu ‘G noktası’ ile mi başlasak diyorum?

Evet, ‘G ile başlayalımJ). Öncelikle nedir bu ‘Gnoktası’ diye konuşalım isterseniz. Kadın vücudunda cinsel hazzın algılanması ve orgazmından sorumlu en önemli organ klitoristir. Aslında tüm vulva yapıları, yanisadece klitoris değil, klitorisi çevreleyen deri katlantıları, küçük ve büyük genitaldıdakçıklar, vajina ve vajina girişindeki alanlar ile perine dediğimiz vajina ile anüs arasındaki bölge de duyarlı, ancak klitoris en önemlisi. Klitoris küçük , dışarıdan görebildiğimiz hafif kabarık alandan ibaret değil, geniş dalları var ve tüm genital yapılarına uzanır, vajinanın ön duvarında da oluşturduğu bir duyarlılık alanı var, bu vajinanın haz algılamasına en duyarlı olan bölgeye işte G alanı veya G noktası denir. Yapısal olarak veya zamanla dokuların gevşemesi ile bu alanın dolgunluğu azalabilir ve dolayısı ile uyarılması ve duyarlılığı da azalabilir. Bu hyalüronik asit dolguları ile çözülebilen bir sorun, G alanına dolgu uygulanarak duyarlılık arttırılır.

G noktası dışında da duyarlılığı arttıran işlemler, dolgular var mı?

Evet, yaptığımız diğer uygulamalar da O-Shot, yani orgazmik alan dolgusu veya Orgazm aşısı ve İntroital giriş, yani vajina girişi dolguları da var.

Bunları hiç duymadım, nedir bunlar?https://www.youtube.com/embed/hfMC2XWceHYEstetik uygulamalarda dolgular var, yüz ve vücut bölgesi için çok yaygın kullanılıyor, sizin de dolgu uygulamalarınız var. Bunlar ne tür dolgular? Nerde kullanılıyor?

Orgazm aşısı klitoris yakınına ve orgazmda bir miktar sıvının atıldığı üretra, yani idrar çıkış noktası çevresinde skene bezleri alanına uygulanan PRP işlemi de var. Bu işlem içerdiği yenileyici hücreler ile alanın adeta gençleşmesini ve yenilemesini sağlarken, aynı zamanda duyarlılığı da arttırır, hyalüronik asit uygulamaları ile birlikte hacim de arttırılabilir.

Vajina girişinin dolgunlaştırılması, vajina arka duvarına, giriş noktasının ilerisinde yapılan hyalüronik asit dolgusu ile olur. İntroital dolgu girişi daraltır ve her iki partnerde duyarlılığı arttırır.

Bu işlemler nasıl uygulanır? Hastane ortamı gerektirir mi?

Hayır, bunlar oldukça basit, lokal anestezi kremleri ve ilaçları ile uygulanabilen, muayenehane şartlarında yapılabilen işlemlerdir, hasta hemen normal hayata dönebiliyor.

GENİTAL YAĞ DOLGULARI

Dolgu uygulamaları genel olarak hyalüronik asit ve yağ dolgularıdır.

Hyalüronik asit daha küçük hacimli ve G noktası, Orgazmik alan dolgusu ve vajina girişi daraltan, vajinal girişi yükselten dolgulardır.

Yağ dolguları ise kişinin kendi vücudundan, bu genelde göbek altı karın kısmından veya bacak iç tarafından alınan küçük miktarlarda yağ dokusu oluyor, elde edilen dolgulardır. Yağ dolguları daha ucuz ve daha büyük hacimde oluyor, ve hyalüronik asitten daha kalıcıdır. Yağ dokusu canlı bir dokudur ve aynı zamanda kök hücre de içeriyor, konulduğu alanın canlanmasını ve gençleşmesini de sağlar

Yağ dolgusu nerde kullanılıyor?

Yağ dolgusu daha çok büyük genital dudaklarda kullanıyoruz. Büyük genital dudaklar bazen doğuştan, bazen ise kilo alınıp verilmesinden veya doğum gibi şekil bozukluklarına sebep olan durumlardan sonra sarkmalar ve kırışıklıkların oluşması ile görüntü bozukluğu oluşabiliyor. Bazen ise kişi zayıf ise, spor ile uğraşan, diyet yapan kadınlarda büyük dudakçıklar çok zayıf, nerdeyse yok gibi olabiliyor. Bu durumda küçük dudakçıkların çamaşıra sürtünmesi, ağrı, ağrılı ilişki olabiliyor, veya kişi bu görüntüden rahatsız olabiliyor, mayo, bikinide estetik veya istediği gibi bir görüntü olmuyor. Bunu yağ dolgusu ile düzeltebiliyoruz.

Rahim ağzı kanseri kadınlarda görülen 3. En sık kanser türü ve halen özellikle gelişmekte olan ülkelerde kanser ölümlerin önemli kısmını oluşturur. Gelişmiş ülkelerde ise düzenli pap-smear taramaları, bu taramalara son yıllarda belirli yaş gruplarda eklenen HPV virüsü taramaları ile etkin erken tanı ve kanser öncesi bozuklukların tanı ve tedavileri ile ve rahim ağzı kanserinin en sık nedeni olan HPV virüsüne karşı aşılamanın sonucunda görülme oranları gittikçe düşmektedir.

Rahim ağzı kanserinin en sık bulgusu anormal pap-smear sonucudur.

En sık semptomları ise

-düzensiz vajinal kanama, ilişki sonrası kanama

-kötü kokulu akıntı

-kasık ve karın alt bölümünde ağrı ve rahatsızlık hissi

-idrar yapma sırasında rahatsızlık ve ağrı hissi

Rahim ağzı kanserinin oluşumundan HPV virüsü sorumlu tutulmaktadır. HPV virüsü cinsel temas ile bulaşır. HPV virüsünün 100’den fazla farklı tipi vardır, ve bunlar da, temel olarak 3 farklı rahatsızlık oluştururlar

-anogenital /mukozal HPV enfeksiyonu

-genital olmayan deri yüzeylerinde HPV enfeksiyonu

-epidermodisplaziverrucoformis denen genetik yatkınlığı olan ve yaygın deri lezyonları ile kendini gösteren HPV enfeksiyonu

Mukozal HPV enfeksiyonulatent(yani kendini belli etmeyen, semptomları olmayan) şeklinde, subklinik (sadece kolposkopi sırasında veya özel kimyasallar uygulandığında görünür hale gelen bozuklukları ile ortaya çıkan) veya klinik(gözle görülür bozukluklar şeklinde) olabilir

HPV enfeksiyonu çok yaygın görülür ve oldukça farklı şekillerde bozukluklara neden olur. En çok  genital siğil görülür. Genital siğiller çoğu zaman tip 6 ve tip 11 kaynaklı olup kanser yapıcı ozelliği daha zayıf. Siğiller bulaştan 3 hafta- 8 ay süre sonrası ortaya çıkar, bazen hiç rahatsızlık vermezler, bazen ise şiddetli kaşıntı ve kanamalara neden olur.

HPV çoğu zaman iyi huylu olsa da, bazı tipleri oldukça tehlikelidir.  Bunlar kalıcı enfeksiyon oluşturarak yavaş ilerleyen doku tahribatı ve sonuçta da kansere neden olur. HPV virüsü, servikal (yani rahim ağzı) kanseri dışında aynı zamanda vajen ve vulva kanserlerin çoğunun, ayrıca ağız ve yutak örtücü dokuların, bazı akciğer kanserlerinin  ve anüs kanserlerinin ve erkeklerde penis kanserlerin çoğunun da etkenidir.

Özellikle tip 16 ve tip 18 yüksek oranda kanser yapıcı, yani onkojenik tiplerdir. Tip 16 ve 18 dışında tipler de farklı alanlarında kanser yapıcıdır.

HPV nin kanser yapma riski bağışıklık sistemi zayıf olduğu durumlarda, sigara içen kişilerde, folik asit yetersizliğinde, gebelikte, ultraviole ışınlara maruziyetteve  cinsel partner sayısının artışı ile artar.

Cinsel aktif insanların %50’si virüs ile karşılaşır. Çoğu zaman bu karşılaşma cinsel hayatın daha aktif olduğu genç yaşlarda olur. Genital siğiller %1 oranında görülürken, HPV enfeksiyonu %10-20 görülür. Rahim ağzı kanseri ise %95 HPV ile birlikte olur.

HPV aşısı, özellikle rahim ağzı kanserinde etkili tiplere karşı geliştirilmiştir. Halihazırda bivalent –2 tip (tip 16ve 18), kuadrivalent-4 tip  (6,11,16,18) ve 2014 te pyasayasunulan  nanovalent-9 tip (6,11,16,18,31,33,45,52,58 ) aşı mevcuttur. Gelişmiş ülkelerde hem kız, hem de erkek çocuklarına önerilen ve çocukluk yaşı aşı takvimine alınan bu aşılar ile öneriler :

-Kızlarda 2-li, 4-lü veya 9-lu aşı 9-12 3 doz, daha önce aşılanmamış kadınlarda 26 yaşına kadar 3 doz yapılmalıdır.

-Erkekerde 11-12 yaş  4-lü veya 9-lu  aşı 3 doz, daha önce aşılanmamış erkeklerde 21 yaşına kadar 3 doz yapılmalıdır, 26 yaşına kadar yapılabilir.

-Gebelik öncesi aşılanma önerilir, gebe kalınırsa, dozlar gebelik sonrası tamamlanır

-HIV veya diğer bağışıklığın zayıf olduğu durumlarda 26 yaşına kadar aşılanmalıdır

HPV aşısı, daha önce cinsel hayatı olmayan ve virüsle karşılaşmayan yaşta uygulandığında daha çok etkili olur.

Aşı kas içine 3 defa (0-2-6. Aylarda) uygulanır. Uygulama yerinde hafif ağrı ve kızarıklık olabilir. Aşi ile ilgili herhangi bir ciddi yan etkileri (hastalık, ölüm) saptanmadı.

Aşı siğil tedavisinde kullanılmıyor.

HPV, kalıcı bir enfeksiyon olarak deri tabakasında bulunduğundan,  enfeksiyonu saptanan kişiler jinekoloğu düzenli aralıklarla ziyaret etmeliler. Takipte HPV nin deri dokularını tahribatı yapıp yapmadığı, kanser öncesi bozuklukları olup olmadığı gözlenir.

Siğil tedavisi uygulananlarda tekrar sıklıkla ilk 3-6 ay arasında olur. 6 ay sonra kontrole gelmesi önerilir.

Op. Dr. Yuliya Doster

Labia minora, küçük genital dudak ve labia majora, büyük genital dudaka meliyatları içerir.

Labioplasti daha çok küçük dudak için uygulanır ve en sık yapılan genital kozmetik ameliyattır. Genel de dudakların küçültmesi, bazen ise iki dudak arasında boyut farkının düzeltmesi şeklinde uygulanır.  Aslında küçük dudak boyutları kişiden kişiye değişir ve çoğu zaman estetik kaygı dışında bir problem yoktur. Ancak ciddi büyümelerde (hipertrofidurumunda), genital kuruluğa, çamaşıra sürtünme ile oluşan tahriş ve infeksiyonların meydana gelmesine, ilişkide ağrıya neden olabilir.

L minora plasti doku özelliğine göre cerrahi olarak veya lazer yöntemi ile yapılabilir.

Cerrahitekniklerfarklıolabilirvelabianınşekliveboyutunavekişininistediğigörünümünegöre, kişiye özel seçilir.

Labiaminoraplasti bütüncül bir estetik iyileştirme sağlamak amacı ile gerekirse klitoroplasti ile (klitoris üzerindeki fazla sarkmış veya asimetrk olan dokuların çıkarılması işemi) ile birlikte yapılabilir.

Klitoris düzeltmeleri (klitoroplasti) ve küçük dudakçık düzeltmeleri (labiaminoraplasti) cerrahi işlemlerde 2-3 hafta sonrası dikişler tamına yakın iyileşir, doku son görünümü ise 3-4 haftada alır. Lazer labioplasti 7-10 gün içinde tamamına yakın iyileşir.

Labiamajoraplasti büyük genital dudakçıkların şekil ve boyutlarının düzeltilmesini içerir. Cerrahi doku çıkarılmaları veya yağ dokularının çıkarılması ile otolog yağ dokusu nakli ile dolgunluk arttırılması olarak yapılır. Büyük dudakçıkların düzeltilmesi ile birlikte gerekirse pubis estetiği de yapılabilir.

Büyük dudakçıkların (labiamajora) küçültülmesini ve sarkmaların ortadan kaldırılmasını içeren ameliyatlarda dokuların iyileşmesi 3-4 hafta sürer, dikişlerin görünmez hale gelmesi ise 5-6 haftaya uzar.

Büyük dudakçıkların dolgunluk azaltılması veya dolgunluk arttırılması işlemleri ise deri altında yağ dokusunun miktarını değiştirerek yapılan ve genelde dikişsiz olan uygulamalardır. Bu uygulamalarda kanül denen kalın iğne benzeri giriş yerlerin kapanması 2-3 hafta alır, deri alttaki dokuların iyileşmesi ve şişliklerin ve bazen oluşan morlukların tamamen iyileşmesi de 4-5 haftaya uzar.

Op. Dr. Yuliya Doster

Klitoroplasti nedir , Klitoris Estetiği  – Klitoral hudoplasti – Clitoral hood reduction

Klitorisi örten deri katlantıların ‘’soyularak’’ klitorisin başının belirginleştirilmesi ve estetik görünümünün iyileştirilmesi ameliyatı. Klitoroplasti çoğu zaman diğer estetik uygulamaları ile birlikte, özellikle labia minora plasti ile birlikte yapılır.

İyi estetik uygulamalarda hem fonksiyon bozukluğun giderilmesi hem de istenilen görünümün elde edilmesi amaçlandığından klitoroplasti yapılmadan uygulanan labioplasti ameliyatları çoğu zaman eksik kalır. Doku fazlalığı sadece küçük dudakçıklarda düzeltildiğinde klitoris üzerindeki deri daha da orantısız ve estetiği bozan bir görüntü oluşturabilir.

klitoroplasti nedir?

Doğru yapılmış klitoroplasti sonrası kesinlikle his kaybı veya uyarılma bozukluğu görünmez, aksine klitoris üzerindeki deri katmanların çıkarılması ile duyarlılığı artar.

Klitoris düzeltmeleri (hudoplasti) ve küçük dudakçık düzeltmeleri (labia minora plasti) cerrahi işlemlerde 2-3 hafta sonrası dikişler tamına yakın iyileşir, doku son görünümü ise 3-4 haftada alır.